
Çok sektörlü grup yapısı otomatik olarak güç anlamına gelmez. Yapının değer yaratması için üç koşulun birlikte sağlanması gerekiyor.
Türkiye'de holding yapısı çoğu zaman bir büyüklük göstergesi olarak konuşulur. Oysa akademik literatürün de işaret ettiği gibi, çok sektörlü grup yapısı kendiliğinden değer yaratmaz; hatta yanlış kurgulandığında şirketlerin tek tek değerinin toplamından daha az bir bütün ortaya çıkarır.
Birinci koşul: sermaye piyasasından daha iyi olmak
Holding merkezinin varlık sebebi, sermayeyi grup içinde dış piyasadan daha verimli dağıtabilmesidir. Eğer merkez, nakit fazlası olan şirketin parasını düşük getirili bir yatırıma yönlendiriyorsa, o para bankada dursa daha iyi olurdu. Bu yüzden yatırım kararlarının yazılı kriterlere bağlanması ve geriye dönük olarak ölçülmesi şarttır.
İkinci koşul: gerçek sinerji
Sinerji kelimesi çok kullanılır ama ölçülebilir olanı azdır. Ölçülebilir sinerji şudur: lojistik şirketi grubun ihracatını taşıyorsa, bu işin piyasa fiyatından pahalı olmaması gerekir. Grup içi işlemleri piyasa koşullarında fiyatlamak, hem vergi mevzuatı açısından zorunlu hem de yönetimsel disiplin açısından hayati bir kuraldır.
Üçüncü koşul: merkezin hafif kalması
Holding merkezleri büyüdükçe operasyona karışma eğilimi artar. Karar süreleri uzar, şirketlerin kendi pazarlarına verdiği yanıt yavaşlar. Merkezi hafif tutmak, yani merkezin sermaye tahsisi, yönetişim, risk ve yetenek gibi az sayıda konuya odaklanması, çoğu başarılı grubun ortak özelliğidir.
- Yatırım kararlarının yazılı kriterlere ve geriye dönük ölçüme bağlanması
- Grup içi işlemlerin piyasa fiyatından yapılması
- Merkez kadrosunun operasyona değil, yönetişime odaklanması
- Performansı düşen varlıklardan çıkışın tabu olmaması
Bu üç koşul sağlanmadığında holding yapısı bir avantaj değil, ek bir maliyet katmanıdır.
İlgili Yazılar
Sanayide enerji maliyetini düşürmenin üç gerçekçi yolu
Üretim yapan bir şirket için elektrik faturasını kalıcı olarak düşürmenin yolu tarife pazarlığından değil, üç yapısal karardan…
Haberi oku